
Bir gün twitter’da bir arkadaşımın x konuyla ilgili yaptığı bir yorumunu okumuştum. X konuyu söylemeyeyim siyasetle ilgili bir içerikti 🙂 Gerçi konu çok da önemli değil hani.
Kendisi tweet’inde “istemek/başlamak başarmanın yarısıdır” sözüne pek inanmadığını yazıyordu. Bunu ilk okuduğumda; biraz rahatsız oldum, saçma geldi. Yıllarca büyük ekipler ve satış projeleri yönetmiş bir yönetici olarak bu cümleye çok bağlı olduğumu anladım. Birden düşünmeye başladım. Düşündükçe de sıklıkla yeni projelere işlere başlarken bu cümleyi kullandığımı fark ettim.
Sonrasında, (Koçluğunda getirdiği bir alışkanlık olmaya başladı sanırım:)) kendime “Neden böyle düşündüğümü, neden böyle hissettiğimi” sormaya başladım. Aslında en basiti arkadaşımı arayıp bu düşüncesinin mantığını sorabilirdim ama demek ki düşünme ve belki de öğrenme zamanım gelmişti!
Hemen bu tezinin doğru olmadığını kanıtlamaya programlanan beynim anıları taramaya başladı. Başlayıp ta başarabildiğim sonuçları düşünmeye başladım. E hepimiz öyle değil miyiz? İnandığımız bir fikriden farklı düşünen birine, kendi fikrimizi kabul ettirmek için programlanmadık mı? Kaçımız hemen anlamaya çalışıyoruz kendimizden farklı olanı?
Tabii ki hemen gururlandım; çünkü en az 3 tane aslan gibi örneğim vardı. Süperdi! Kendimi onaylama ve tebrik etme kısmını tamamlamıştım, ne mutlu bana değil mi? Ama sonrasında da bu tezimi çürütecek hayatımda kocaman bir örneğim olduğunu fark ettim.
Al sana kocaman bir Osmanlı tokatı!!
Mesela kilo sorunum var ve her defasında başlamama rağmen bunu başaramıyorum bitiremiyorum. Al sana fıstık gibi bir antitez. (Bu arada “başaramıyorum” kelimesinin üzerini çizmemin bir sebebi var ama onu farklı bir blog yazısında değineceğim. 🙂 )
Dınnnıı nıı nıııı….(Bu efekti sizde duyar gibisiniz değil mi:))
Neyse bu konu üzerinde düşünmek baya zamanımı aldı, malum bu “kısır döngüyü” neden yaşadığım yada neden bitiremediğimi düşünmeye başladım. Sonra bir aydınlanma anı yaşadım 🙂 Daha önce sonuç aldığım o 3 örneğim vardı ya hepsindeki ortak duyguyu bulmaya çalıştım. Ve ortaya hepsiyle ilgili ortak bir kelime çıktı “İnanmak”..
Evet bence diğer konuda(kilo vermek) belki de otomatik pilotta devam ettim ve dış etkenlerin(insanların) motivasyonu ve baskısı ile başlamış olabilirim. (Daha farklı sebeplerde mutlaka var canım:)) Ama şundan emindim diğer bulduğum 3 örnekte; başladığım için değil inandığım için başarmıştım!!
Eğer; İstemekle başarmak arasında bir bağ olduğunu düşünüyorsanız net söyleyeyim doğru değil!
Size bunu yukarıdaki örneğim ile açıkladığımı düşünüyorum. Çünkü sizce kilo vermeyi istemiyor muydum? Aslında tek bir cümle ile kendi inandığım, düşündüğüm bir kavramı bir doğruyu değiştirdim! Bazen derine inmek ve değişime kendinden başlamak daha etkili oluyor. Bu arada hemen diyetisyenimle görüştüm tabii 🙂 bu konuyu konuştuk ve profesyonel koç olarak da kendime bir seans yaptım:)
Özetle; Hayatınızda bir çok şeyi isteyebilirsiniz. Belki de bazı kararlar alıyorsunuz, bir şeylere başlıyorsunuz ama sonuç değişmiyor? Sonucun değişmeme nedenini; başka yerlerde veya başkalarını sorgulayarak değil kendinize sormaktan geçiyor herşey.
Gerçekten inanıyor musun?
