Nisan ayında planladığım geziye maalesef pandamı nedeniyle Temmuz ayında gidebildim. Her şer de bir hayır vardır dedikleri bu olsa gerek çünkü böylelikle Assos’ta denize girebilme şansını elde edebildim.
Assos’ta Behramkale’ye gelir gelmez aşağıya doğru inen dik ve dar bir yokuş karşılıyor olacak. Benim gibi bu konularda korkularınız varsa o yokuşu inmek inanılmaz zor gelecek ancak Will Smith’in dediği gibi “En büyük korkularınızın arkasında en muhteşem şeyleri bulacaksınız.” Aynen de öyle oldu. Korku ve kaygı ile indiğim o yokuşun ardında aşağıdaki güzellikleri andıran bir liman bulacaksınız. Assos çok küçük bir yer. Eğer beach veya çeşitli mekanlar bekliyorsanız sakın gitmeyin derim.
Küçük yerel butik otellerde kalabilirsiniz ve denize girebilirsiniz. Yalnız dediğim gibi denize plajdan değil de küçük iskelelerden giriş yapabilirsiniz.
Assos’ta Sunaba kasrı‘nda kaldım. Asoss kalesine çok yakın bir köyde bulunuyordu. Köy havası, inanılmaz manzarası ve misafirperver sahipleri ile samimi bir ortam sundu. Bu arada hijyen kurallarına ve sosyal mesafeye uyumu ile dikkatimi çekti. Aşağıdaki manzara bunun en güzel ispatı sanırım 🙂 Bu arada oda+kahvaltı hizmeti ve odaların konforuna bakarsak fiyatı gayet uygundu. Yemeğimizi de otel’de yedik ve yemeklerin fiyatları da aynı şekilde yeterliydi.
Odaların güzelliği ve otelin dizaynı çok güzel. Otel sahiplerinin hayvan severliği çok güzeldi. Otel’in bahçesinde küçük kediler, köpekleri ile size tam bir köy havasını yaşatıyor. Bu arada sabah sizi uyandıran horoz seslerini atlamamak lazım! 🙂
Denize girmek için Kadırga koyu’nda ki Hunter Otel’in beach’ini kullandım. Denizi efsaneydi. Gerçekten bu zamana kadar neden güneye gittiğimi ve bu güzel yerlere gitmediğime çok üzüldüm. Hayatımda gördüğüm en temiz ve soğuk denize girdim. 🙂 Fiyatları da gayet uygundu. Girişte plaj için ödeme yapmadım çünkü kaldığımız otel’in anlaşmalı bir oteliymiş.
Bir günlük bu kısa tatilin bana bir çok şey öğrettiğini söyleyebilirim. Size de şimdiden keyifli seyahatler dilerim. 🙂

