“Kişinin iç dünyasında düşündüğü, hissettiğiyle dışarıya karşı gösterdiği, söylediği duygu ve düşünceler arasındaki fark, onun yaşamındaki önemli bir stres kaynağı oluşturur.”
Doğan Cüceloğlu
Stres; karşılaşılan yeni durumlarda insanın ruhsal, bedensel sınırlarının zorlanmasıdır. İnsanlar bu yeni duruma uymak için belli tepkiler gösterir. Buna stres tepkisi denir. Gelin bunu size küçük bir örnek ile açıklayayım:)


Her ne kadar kedileri çok sevsem de ben bir köpek insanıyım:) Yandaki resimdeki ise İzmir; Benim köpeğim. Kendisi dışarı çıktığımızda kedileri kovalamayı çok seviyor. Bu kovalamaca da İzmir; korkmuş kedimiz için tehdit ve meydan okuyan olduğu için stresör, Fiziksel ve duygusal tepkiler verdiği için kedimize ise stres tepkisi diyebiliriz.
Diyelim ki çat kapı yöneticiniz odanıza geldi, bu zamana kadar hiç yapılmamış bir raporu sizden yarım saat içerisinde yapmanızı ve teslim etmenizi istedi. İşte o anda hissettiğiniz kaygı, sinir,endişe ve korku gibi duygulara girmenize sebep olan vücudumuzda iki hormonumuz var. Bu hormonlar, eğer stres bir film olsaydı bu filmdeki iki başrol oyuncusu olurlardı. Sizi kendileri ile tanıştırayım: Kortizol ve Adrenalin.
Ne tarz bir stresörle karşı karşıya kalırsanız kalın, hoşa giden, gitmeyen bu duruma vücudumuz bir yanıt veriyor. Psikolog Dr. Selye bu stresin aşamalarına “Genel Adaptasyon Sendromu” adını vermiştir.
- Alarm Evresi: Vücut tetiklenir, kalp hızlı hızlı atmaya başlar. Vücut tüm kaynaklarını devreye sokar. Yani canını kurtarmak için savaşmaya yada oradan uzaklaşmak için hazır olursun. Hani yöneticimiz bizden raporu istediği andaki durumumuz işte bu evre 🙂
- Direnme Evresi: Bu evrede gerçekten savaşıyoruz yada kaçıyoruz. Vücut ısımız artıyor, kan basıncımız ve solunum hızımız hala yüksektir. Kortizol hormonlarının içerisinde yüzüyoruz. 🙂 Direnme evresinde vücudumuzun ani stres faktörlerine karşılık verecek rezervleri vardır. Bu rezervler belli süre dayanacaktır. Yöneticimizin bizden istediği raporla baş etmeye çalıştığımız veya edemediğimiz evre 🙂
- Tükeniş Evresi: Direnme evresinden sonra vücudun kendini iyileştirmesi için bir nekahet dönemi gelmezse, vücudun stres kaynakları tükenir. Dokularımız ve kaslarımız zarar görür. Bağışıklık sistemimizin çökmesiyle hastalıklara karşı savunmasız kalırız. Aşırı stresin etkileri yıkıcı olabilir.
Stres Seviyeni tespit et!
Yaşadığımız stresin seviyesini tespit etmemiz onu yönetmek için önemli bir adımdır. Stresimizi yönetebilmek için nelere dikkat etmeliyiz?
- Bedenini Dinle: Bedenimizde bazen fizyolojik veya psikolojik olarak ağrılar olabiliyor. Özellikle stresli dönemlerde genelde başımız ağrır,midemiz bulanır, nefes alamayız, halsizlik ve yorgunluk hissederiz. Eğer bedeninizden stresi boşaltamadıysanız beden bunu psikosomatik olarak size hissettirir. Çoğunuz yaşamışsınızdır; Birden başınız ağrır.İşte bu esnada bedeniniz der ki; Bir stresin var ve sen onunla baş etmek yerine bunu erteliyorsun. O yüzden de ben sana sinyal gönderiyorum. Çünkü bedeninizin amacı sizi korumaktır. Bu nedenle bedeninizi dinlemeniz önemlidir.
- Duygularını Dinle: Stres anında Öfkeli miyim? Kaygılı mıyım? Korkuyor muyum? Endişeli miyim? Yaşadığınız duygular nedir? Bu duyguyu tanımlamak onun sizin üzerinizdeki etkisini %50 oranında azaltıyor. Çünkü zihnimiz bildiği şeyle mücadele etmek istiyor bilmediği şey ise onu daha fazla yormaktadır. Bu nedenle duygularınızı dinlemeniz önemlidir.
- Düşüncelerini Dinle: Peki düşünceleriniz nasıl? Normalden daha mı fazla konsantre oluyorsunuz? Daha önce yaptığınız bir işi yapmakta zorlanıyor musunuz? yada daha hızlı mı yapabiliyorsunuz?
- Davranışlarını İzle: Uyandığınızda hemen yemek yemeye mi başlıyorsunuz? Yada tüm gün yemek mi yemiyorsunuz? Yada uykusuzluk mu çekiyorsunuz?
Genellikle yukarıda saydığımız bu dört dinlemeyi kendimize sormayız ve kendimizi dinlemeyiz.Söz konusu sevdiklerimiz olursa ama işler değişir. Örneğin; Sevdiğimiz birinin başına olumsuz bir durum geldiğinde ona hislerini, düşüncelerini, nasıl davrandığını sorar ve şefkat gösteririz. Ancak aynı durumda kendimize karşı şefkat gösteriyor muyuz? Maalesef Hayır! Kendimize karşı şefkat göstermek aslında hem zihnimizi rahatlatmak hemde aksiyon alabilmek için çok önemlidir.
Kendine iyi davran!
Eğer zihnimizi rahatlatamıyorsak bedenimizi rahatlatmamız bu süreçte oldukça önemlidir.
- Denge ve Konsantrasyon: Günlük hayatımızdaki, sorumluluğumuzdaki ve kontrolümüzde olan konuları hatırlamalı ve odaklanmalıyız. Stres anında vücudumuzun bize söylediği “Savaş yada Kaç” tepkisi yerine belki de “Kabul et ve bununla ilişki kur” denemeliyiz. Zihnimizle ilişki kurmak öyle çok kolay bir şey değil maalesef çünkü zihnimizdeki bir sürü düşünce/ler vardır. Bu düşünceleri elemek veya zihnimizi daha net görmek için bazen konsantre olmamız ve beklememiz gerekiyor.
- Sağlıklı Yaşa: Sağlıklı beslenmek, bol su içmek ve spor yapmak oldukça önemlidir. Hangi durumlarda yemek yediğinizi düşünün. Eğer kilo probleminiz varsa buzdolabınıza bir kağıt asabilirsiniz mesela; “Şuan aslında aç değilsin sadece canın sıkılıyor” gibi 🙂 işe yarayabilir 🙂
- Kendini Motive Et: Geçmişte yaşadığın zor durumlarla nasıl başa çıktığını hatırla ve aynısını uygula ve kendine güven. Örneğin; Bir deprem yaşandı ve o kriz anını yönetmek zorunda kaldın. O stres anında eylem planı çıkarttın ve aksiyon aldın. Peki tekrar bir deprem olsa emin olun aynı stresi tekrar aynı şiddette yaşamayacaksınız. Dolayısıyla zor durumlarda bununla nasıl başa çıktığını zihninize depoladığınız da aynı durum için bir kısayol oluşturmuş olacaksınız. 🙂 Pozitif ol ve kendine şefkatli ol. Hayatınızdan siyah(negatif)kelimeleri çıkartıp beyaz(pozitif) kelimeleri eklediğinizde ki etkisine inanamayacaksınız!
- Kendine Nazik Ol: Zihnini rahatlatamıyorsan bedenini rahatlat. Bunun için mindfulness, meditasyon ve yoga iyi bir seçenek olabilir. Bazı şeylerin sizin kontrol alanınızın dışında olduğunu kabul edin. Kontrol etmeye çalıştığın ne? Başkasının davranışları veya düşünceleri mi? Örneğin; Siz çok düzenli ve titiz bir profil olun. Aynı evde yaşadığınız eşiniz, kardeşiniz veya aile bireylerinden biri de dağınık ama kendisine haz bir düzeni olan biri olsun. Kendi giysi dolabınız inanılmaz düzenli iken o kişininki ise inanılmaz dağınık olsun. Kendiniz dışındaki bir şeyi kontrol altına almak için kendinize gereksiz stres mi yüklüyorsunuz? yoksa bu durumu kişiselleştirmeden kabul etmek mi sizi daha rahatlatacak? Olumsuz durumlara karşı hayal kırıklığınızı normalleştirin.Bazen hata olması gerektiği gibi değil olduğu gibidir. Keyif aldığınız hobilerinizi yapın. En önemlisi Geçmiş ve gelecek kaygılarına değil anda kal!
- Destek alın: Konuşmaktan keyif aldığın ve güvendiğin kişilerle iletişime geç. Aynı zamanda Profesyonel koç veya psikologlardan destek alabilirsin.
Size stresi ve onu nasıl algıladığımız ile ilgili küçük bir hikaye ile bitirmek istedim:)
Bu hikaye Istakozların Hikayesi..
Istakozların kabukları serttir ve kaç yaşında olursa olsunlar hep genç ve diri görünürler. Istakozlar büyümesine rağmen onu çevreleyen kabuk genişlemiyor ve stres burada kendini göstermeye başlıyor. Peki, ıstakozlar nasıl büyüyor?
Istakozlar büyüdükçe kabukları onları içeride adeta hapsediyor ve ıstakozlar kendini baskı altında, rahatsız hissetmeye başlıyor. Istakozlar, Avcı balıklardan korunmak için bir kayanın altına sığınıyor ve orada kabuklarını canı ne kadar yansa da kayalara vura vura kabuklarını terk ediyor; içinde rahatlıkla yaşayabileceği yeni bir kabuk üretiyor.
Nihayetinde ıstakozlar, konforlu kabuğunun içinde büyüdükçe kendini tekrar rahatsız hissetmeye başlıyor ve aynı işlemi gerçekleştirmek zorunda kalıyor. Istakozların büyümesine imkan sağlayan tetikleyici mekanizma, onun rahatsızlık duymasından başka bir şey değil.
Eğer ıstakozların doktoru olsaydı, hiçbir zaman büyüyemezlerdi. Çünkü ıstakozlar rahatsız hisseder hissetmez doktora giderlerdi, doktor onlara ilaçlar verirdi ve ıstakoz kendini iyi hissederdi. Böylelikle hiçbir zaman kabuklarını çıkarıp atamazlardı.
Yani, stresli zamanların aynı zamanda büyümenin bir işareti olduğunu fark etmemiz lazım. Zorlukları doğru bir şekilde kullanırsak, zorluklar bizi büyütebilir.
Peki sen kabuğunu kırmaya göze alıyor musun?
