Son dönemlerde çok fazla mutluluk ile ilgili yazı veya kişisel gelişim yazılarına rastlıyorum. Hemen hemen herkes mutlu olmanın, motivasyonunu arttırmanın ve belki de hayatındaki boşlukları doldurmanın peşinde. Yaşadığımız bu zorlu süreçte, içsel motivasyonumuzu nasıl arttırabiliriz’in peşine daha çok düşer olmadık mı?

Bazılarımız bilerek ve isteyerek kendimize doğru bir yolculuğa çıktık.. Bazılarımız ise bu süreçte direndik.. Bazılarımız ise yolculuğumuzun farkında bile değildik. Nihayetinde dışarıdan gelen bir çok dış motivasyon kaynaklarımız kesildi. Kendi içsel motivasyonumuzu arttırmak için sahnede tek başrol oyuncusu olarak sadece “kendimiz” kaldı.
PEKİ Uzmanlar bu konuda ne diyor?
“Hayat olumlu insanlara da olumsuz insanlara da aynı terslikleri ve trajedileri sunar, ama olumlu insanlar bununla daha iyi başa çıkar.”
Martin Seligman

Pozitif Psikoloji ve öğrenilmiş çaresizlik kuramının sahibi Martin E.P. Seligman‘a göre mutluluğun her zaman sosyal durumumuza, dinimize ya da fiziksel güzelliğe bağlı olmadığını söylemektedir. Mutluluk ve motivasyona üç faktörün inşa edilmesi ile ulaşılabileceğini düşünüyordu.
Zevkli, iyi ve anlamlı hayat; pozitif duyguları teşvik eden onların kalıcı olmasını sağlayan bir hayat demektir. Peki bunları neleri yaparak elde edebiliriz?
- Şükretmeli ve geçmişte olanları affetmeyi bilmeliyiz.
- Bugün ortaya çıkan negatif duygularla nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmeliyiz. Farkındalık ve anda kalarak mutlu olmak için yeni yollar geliştirmeliyiz.
- Ayrıca geleceğe de umutla ve olumlu bakmalıyız.
İyimser misin? yoksa kötümser misin?
Bana soracak olsanız kendim için direkt “Ben iyimserim” derdim:) Ancak aşağıdaki 3 kategoride kendimi değerlendirdiğimde aslında çok da pozitif bir yaklaşımım olmadığını anladım 🙂 Hadi bunların ne olduğuna gelin beraber bakalım! Ama öncesinde bir fincan kahve alsanız fena olmaz, biraz da objektif yaklaşım alalım:)
Hepimizin başına büyük/küçük bazı aksilikler veya olumsuzluklar geliyor. Peki bu kötü olayları açıklarken hangi yöntemleri kullanıyorsunuz? Açıklama tarzınız nasıl? Hiç gözlemlediniz mi? Tabii sadece kullandığımız bu cümleler değil aynı zamanda çocukluk ve ergenlik dönemlerimizde edindiğimiz ve farkında olmadığımız düşünce alışkanlıkları da bunda etkili bir kaynak oluşturuyor.
– Vay arkadaş bu çocukluk ve ergenlik ne önemliymiş! dediğinizi duyar gibiyim:)
Çünkü aynı cümleleri öğrenme aşamasında bende kurdum:) Bu nedenle önemli olan geçmişte olanlara odaklanmak değil şimdi ve burada bu bilgi ile ne yapacağımızdır:)
Olayları açıklama tarzımızın 3 farklı boyutu olduğundan bahsetmiştim. Peki bunlar neler?
- Olaylara Kalıcı mı? yoksa Geçici mi bakıyoruz?
Başlarına gelen kötü olayların nedenlerinin kalıcı olduğuna inananlar (kötümser) için bu kötü olaylar devam edecek ve yaşamlarını her zaman etkileyecektir. Ancak bu kötü olayların geçici olduğunu düşünenler (İyimser) buna direnen insanlardır.
Genelde kullandığı kelime ve cümle yapıları “her zaman” ve “hiçbir zaman” ise kötümser:) “Zaman zaman” veya “Son zamanlarda” gibi nicelik gösteren ifadeler kullanıyorsan “iyimser” yatkınlığın vardır:)
Hadi biraz örnekle kendimizi test edelim:)

- 2. Olaylara Duruma Özgü mü yaklaşıyorsun? yoksa Yaygınlaştırma mı yapıyorsun?
Bazı insanlar hayatlarının belli alanlarında yaşadıkları olumsuzlukları hayatının tüm alanına yaygınlaştırmayı(kötümser) tercih edebiliyorlar. Bazıları ise yaşamlarına devam ediyorlar.(iyimser)
Buna şöyle bir örnekle açıklamak isterim. Ayşe ve Fatma ikisi de aynı iş yerinde çalışıyor olsunlar ve iş yerinin iflası ile tüm çalışanlar işten çıkartılıyor. Ayşe ve Fatma’da uzun süre işsiz kalıyorlar. Ayşe bu zaman diliminde sağlıklık beslenmeye, ailesi ve çocukları ile ilgilenmeye devam ediyor ve arkadaşları ile kendi imkanları ile görüşmeye ve sosyalliğini koruyor. İş hayatındaki sorununu duruma özgü bakarak hayatına bir şekilde devam ediyor. Fatma ise, bu yaşadığı olumsuzluğu hem ailesine, hem arkadaşlarına hemde beslenme düzenini de bozarak yaygınlaştırıyor.
Yukarıda spesifik bir örnekle açılarken aşağıda da örnek cümlelerle desteklemeye çalıştım.

3. Olaylara Çok Boyutlu mu? yoksa Kişiselleştirerek mi yaklaşıyorsun?
Başımıza kötü bir olay geldiğinde yada birisiyle tartıştığımızda diğer insanları mı suçluyoruz?yada sadece kendimizde mi suç buluyoruz? (kötümser) Yoksa o olayla ilgili farklı bir çok açıdan bakmaya çalışarak mı olayı değerlendiriyoruz?(iyimser)
Örneğin eşiniz veya beraber olduğunuz kişiyle bir tartışma içindesiniz. O anda tüm bu tartışmanın karşınızdaki kişinin davranışlarından dolayı olduğunu, ilişkiyi bu duruma getirenin onun olduğunu, hiç yapıcı olmadığını veya tartışmaları hep onun başlattığını ve ilişkiyi bu duruma getiren kişinin sadece o olduğunu düşünüyorsanız bence bir arkanıza yaslanıp düşünme vaktiniz gelmiş olabilir:)

Özetle; Hayattaki mutluluğu sürekli dışarıda aramaktansa önce kendi içimize dönüp bakmaya başlasak ve o gördüklerimizle yüzleşme cesaretini gösterdiğimizde başlayacak aslında iyimserlik..
Kendi bakış açımızı değiştirdiğimizde başlayacak aslında iyimserlik..
Kendimizle ve geçmişimizle barıştığımızda başlayacak aslında iyimserlik..
Kendimizde fark ettiğimiz o duygu ve düşüncelerle iletişime geçtiğimizde başlayacak aslında iyimserlik..
Korkularımızın ötesine geçmeye çalıştığımızda başlayacak aslında iyimserlik..
Değişime gerçekten hazır olduğumuzda başlayacak aslında iyimserlik..
İçinizdeki iyimser Pollyana’ya selam olsun!!

Kaleminize ve yüreğinize sağlıķ Handan Hanım.Farkındalık yaratan yazılarınızı keyif takip ediyorum.
Sevgiler…
Çok teşekkür ederim🙏🍀🤗
Bir kahve eşliğinde okuduğum düşündüğüm anlar. Emeğinize sağlık. 🙂
Çok teşekkür ederim🙏🤗İyi okumalar🍀🎈