Selam Liderler, Lider adayları, kendini lider gibi hissedenler!!

Liderlik üzerine yazdığım ilk blog yazısı sonrasında sosyal medya üzerinden soru-cevap yaparak, “Çalışmakta zorlandığınız lider profilleri nelerdir?” sorusuna yanıt aramıştık. Öncelikle yoğun ilginiz ve samimi cevaplarınız için katılım sağlayan herkese çok teşekkürler.
Yaptığım ankete göre çalışmakta zorlandığımız veya çalışmaktan kaçındığımız lider profilleri aşağıdaki gibi 6 ana başlıkta şekillenmiştir.
- Sabit fikirli ve iletişim kurmayan/kuramayan,
- Geri bildirim vermeyen veya veremeyen,
- Takdir ve teşekkür etmeyen,
- Anlayış ve empati göstermeyen
- Gücünü kendisinden değil masasından alan liderler,
- Eşit ve adil davranmayan
Şimdi gelin sırasıyla tüm bu sıraladığımız lider profillerini detaylandıralım.
Bu yazıyı okurken bazı şeyleri farkedebilirsin. Bu zamana kadar farkedemediğin hataların/yanlışların/eksiklerin olabilir. Bazen kendimizi uzaktan göremeyebiliyoruz ama bunu değiştirmek veya düzeltmek için hiçbir zaman geç değildir!!
Sabit Fikirli Ve İletişim Kurmayan/Kuramayan Liderler:
İşe geldiğiniz zaman -kısa ama güne güzel bir başlangıç yapmanızı sağlayan- “günaydın” kelimesini bile duyamadığınız veya kendisiyle konuşurken yüzünüze bile bakmayan, kendisi ile yazılı iletişim kurmak zorunda olduğunuzda dahi attığınız maile yanıt almak için asırlarca beklediğiniz liderlerden bahsediyoruz.. Maalesef bu tarz liderler hayatımızda var ve olmaya da devam ediyorlar 🙁

İletişim, çok uzun ve alt kırılımları ile detaylandırılması gereken bir konu olmasına rağmen en temel iletişim şeklinde bile sorun yaşanması çok üzücü! Liderlik kelimesini bir kenara bırakıp değerlendirdiğimizde, sağlıklı ilişkiler kurabilmek için İletişim becerilerimizi geliştirmemiz şart. Bu zamana kadar iyi bir iletişim kuramamış olabilirsin ama bunu değiştirebilirsin!
Ufak ve küçük aksiyonlarla bu gidişatı değiştirebilirsiniz. Örneğin; Ekipleriniz ile mutlaka güne başlamadan sabah bir araya gelmeye çalışın, en azından bir “Merhaba, Günaydın!” kelimesini onlardan esirgemeyin. Gülümseyerek verdiğiniz bir selam’ın size geri dönüşününe ve enerjisine inanamayacaksınız 🙂
Size bir haberim var. Çalıştığınız herkesin fikri sizinle aynı olmak zorunda değil!! 🙂
İlk Takım Lideri olduğumda benden farklı düşünen veya benimle aynı fikirde olmayan ekip arkadaşlarımdan korkardım. Onlarla çalışmakta ilk başlarda zorlanabilirsiniz ancak saygı çerçevesini bozmadan (her iki taraf içinde geçerli) iletişim kurduğunuzda aslında sizi nasıl geliştirdiğini ileride farkettiğiniz de şaşıracağınıza eminim. Bazı aldığınız kararlar herkesi mutlu etmeyebilir ancak iletişimini yaptıktan ve empati kurduğunuzda ortak bir paydada buluşmamak imkansız.

En çok karşılaştığım case’ler genelde sebep-sonuç ilişkisi kurulmadan yapılan iletişim kazalarından oluşuyor. Örnek verecek olursak; Çalışanınız izin talep etmiş olabilir geçerli bir sebebiniz vardır ve izin veremiyor olabilirsiniz. Bunu çalışanınıza açıklarken, nedenlerini ve vereceğinizin izinin çalıştığınız/yaptığınız işe olan etkisini aktarmadan, direkt olumsuz bir cevap vermek karşı tarafta farklı bir düşünceye sebep olabiliyor. İşte iletişimsizlik tam bu noktada başlıyor ve karşılıklı olarak ön yargılarımız ile hareket etmeye başlayabiliyoruz.
Geri Bildirim Vermeyen/Veremeyen Liderler:
Herkes geribildirim’e açık olduğunu söyler ancak aslında değildir. 🙂 Bunu farklı bir konu olarak ilerleyen zamanlarda detaylı olarak yazacağım. 🙂

Geri bildirim vermek/verebilmek ayrı bir yetkinliktir. Genellikle insanlar olumsuz geri bildirim almaktan hoşlanmazlar ancak aslında geri bildirim demekte sadece olumsuz geri bildirimden ibaret değildir! Genellikle, ekibimizdeki arkadaşımızı yanımıza çağırıp performansını arttırmak adına tüm gelişim alanlarını sayıp -bazen söz hakkı bile tanımadan- göndermekten ibaret olduğunu düşünüp ilerliyoruz. Bunun adı geri bildirim değildir!!

Geri bildirim doğru bir şekilde ve iyi niyetlerle yapıldığında çalışanlarınızın performansında çok ciddi bir artış sağlayabilirsiniz. Çalışanlarınızın hangi yönlerinin güçlü ve neleri daha iyi yaptığını, gelişim alanlarının neler olduğunu ve nelere aksiyon almaları gerektiğini bilmeleri iyi bir şeydir. Bir çalışanın kendini geliştirme yolunda yöneticisinin düşünce ve önerilerine gerçek anlamda kulak verebilmesi ve verilen geri bildirimler ile ilgili aksiyon alabilmesi için, bu geri bildirimlerin belirli zaman aralıklarında düzenli bir şekilde verilmesi gerekir.
Etkili bir geri bildirim nasıl verilir gelin maddeler halinde özetleyelim.
- Neden geri bildirim verdiğinizi unutmayın: Kişinin performansını arttırmak ve gelişim alanlarını güçlendirmek için bu görüşmeyi yapacaksınız. Bu nedenle geri bildirimi sert, negatif ve saldırgan bir şekilde vermeyiniz.
- Zaman ve yer çok önemli: Geri bildirimi asla başkalarının yanındayken vermemelisiniz. Hatta önceden bu görüşmeyi ne zaman ve nerede yapacağınızın bilgisini çalışanınıza vermeniz önemli sonuçta onunda bu görüşmeye hazırlıksız gelmemesi gerekiyor. Bu arada eğer vereceğiniz geri bildirim duygusal ve davranış-sal ise kişinin&sizin o anda sakin olması oldukça önemli, değilseniz görüşmeyi mutlaka erteleyiniz.
- Düzenli geri bildirimlerde bulunun: Resmi geri bildirimleri yılda bir veya her üç ayda bir yapabilirsiniz ancak geri kalan sürede hiçbir şey konuşmamak veya sessizlik içinde geçirmemelisiniz. Gün içinde yaptığınız ufak tefek yorumları daha sık yapmalısınız. Günlük veya haftalık şeklinde. Ne kadar sık bir araya gelip geri bildirimde bulunursanız yılda bir kez bir araya gelip yaptığınız görüşmede söyleyeceğiniz hiçbir şey karşı tarafı şaşırtmaz, zorlamaz ve üzmez.
- Açık ve Net olun: Çalışanlarınıza daima net ve anlaşılır geri bildirimlerde bulunun. Vereceğiniz geri bildirim somut verilere ve öncelikle sizin gözlemlerinize göre verilmelidir. Kesinlikle “x’e göre veya başkalarına göre …. ” şeklinde bir geri bildirim vermeyiniz. Eğer performansa dayalı bir geri bildirim veriyorsanız mutlaka rakamlarınız bunu desteklemelidir.
- İletişim: Geri bildirim almak kolay değildir. Herkes en başta gelişim alanlarını duymak istemeyebilir veya kabul etmeyebilir. Görüşmede saldırgan gözükmemek adına Ben dilini kullanmaya özen göstermelisiniz. Diğer adıyla “Ben dili koçluğu” yapmanızı öneririm. Örnek verecek olursak; Hazırlaması gereken raporu yapmayan bir çalışanınıza ” Dün raporu neden hazırlamadın? Sorululuklarını yerine getirmiyorsun, çok rahatsın” demek yerine ” Dün raporu zamanında benimle paylaşmaman beni çok zor bir duruma düşürdü ve üzdü.” çok daha pozitif etki yaratacaktır. Deneyin 🙂
Diğer maddelerle ilgili detayları yazının devamında paylaşacağım.
