İçsel Motivasyon!

Özellikle satış ekipleri yönetiyorsanız, insanlarla temas eden bir işiniz varsa ve çok sosyal biriyseniz; pandemi sürecinde, hepimizi tetikleyen dışsal motivasyon kaynaklarımız maalesef ki kesildiği için eminim ki çok zorlanmışsınızdır.

İçsel motivasyon’un kelime anlamına bakacak olursak; Herhangi bir ödül veya ceza beklentisi olmadan, başkaları tarafından zorlama olmaksızın, insanın kendinin ve yeteneklerinin farkında olarak hedefler belirlemesi ve bu hedeflere ulaşmak için harekete geçmesidir. Kendinisini aslında geliştirmek için beklentisizce emek harcamasıdır diyebilirim.

Eğer hedef odaklı bir çalışma stiliniz varsa, sürekli dışsal motivasyon ile devam etmeniz mümkün değildir. Bu konuda size satış ekiplerimden örnek vererek ilerleyebilirim. Genç liderler özellikle ekiplerinde kıdemli ekip üyeleri varsa bu konuda belki zorlanıyor olabilirler ancak çalışanınızı sürekli ödül ve hediyelerle yönlendiremezsiniz. Ekibinizdekilerin içsel motivasyonunu arttırmak adına yetkinliklerine odaklanabilirsiniz.

Buradaki en önemli soru bence hem sizin hemde ekibinizin performansının gerçek potansiyeliniz olduğunu düşünüyor musunuz?

POTANSİYEL=PERFORMANS-PARAZİTLER

DIŞSAL VE İÇSEL PARAZİTLER

Gelin sizinle bir pratik yapalım..

Hayatınızda veya son dönemlerde yapmak istediğiniz 2 cümleyi sonu ..meliyim/..malıyım ile bitecek şekilde kağıda yazınız.

Örn: Diyet yapmalıyım.. Terfi almalıyım..

Hadi sizde kendi cümlelerinizi yazınız.. Şimdi yazdığınız ilk cümleyi yüksek sesle söyleyiniz.. Evet evet sakın üşenmeyin ve lütfen yüksek sesle söyleyelim 🙂

Şimdi söyledikten sonra aşağıdaki soruma yanıt veriniz ama yine yüksek sesle yani sizin duyabileceğiniz şekilde:)

  • PEKİ NEDEN?

Yanıtlarınızı bir cümle ile söyleyelim ve her iki cümle içinde bir yere not edelim. Önemli olan her iki cümle içinde bunu yapalım lütfen.

Bunu yüksek sesle bu şekilde söylemek sizi nasıl hissettirdi?

Baskı, zorunluluk, stres..olabilir mi?

Şimdi aynı cümleleri cümlelerin sonu Eğer gerçekten istersem ….-ebilirim/-abilirim şeklinde yazın lütfen. ve aynı şekilde yüksek sesle kendi sesinizi duyabilecek şekilde tekrar söyleyelim.

Örn: Eğer gerçekten istersem diyet yapabilirim.. Eğer gerçekten istersem terfi alabilirim..

Şimdi ilk cümlenizi kurduysanız size yeni sorum geliyor 🙂

  • NEDEN YAPMIYORSUN?

Yanıtınızı bu sefer 2-3 cümle ile yapınız lütfen. Peki aynı cümleyi bu formatta söylemek size nasıl hissettirdi?

İnançlı, umutlu, daha istekli.. olabilir mi? 🙂

Sizde farkettiniz mi? İlk yapıda kurduğunuz cümle ile sanki sizi ideal ben ve gerçek ben olarak ikiye bölüyor gibi geliyor. İdeal ben yada olması gereken ben zihinsel bir katılık oluşturuyor. Zihinsel katılık da öfke, yorgunluk, çaresizlik ve suçlama gibi duyguları doğuruyor aslında.

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

Pozitif Psikolojinin önde gelen isimlerinden Seligman öğrenilmiş çaresizlik ve iyimserlik üzerine tezler ve deneyler yapmıştır. Bir fil’in hikayesi ile öğrenilmiş çaresiliği size biraz hatırlatmak isterim.

Bir fil bir tonluk yükü hortumuyla kolayca kaldırabilir. Ama siz hiç, bir sirke gidip bu dev yaratıkların sessizce küçük bir kazığa bağlandıklarını gördünüz mü? Bir fil küçük ve güçsüzken ağır bir zincirle hareketsiz bir demir kazığa bağlanır. Ne kadar çok zorlarsa zorlasın zinciri kıramayıp kazığı yerinden oynatamadığını keşfeder. Sonradan fil ne kadar büyük ve güçlü hale gelirse gelsin yerde yanı başında duran kazığı gördüğü sürece hareket edemeyeceğine inanmaya devam eder. Birçok akıllı yetişkin de sirkteki fil gibi davranır. Düşüncelere, hareketlere ve sonuçlara hapsolmuşlardır. Asla kendi koydukları sınırların ötesine geçemezler maalesef.. İşte bu noktada Karamsar Pollyanna yazımda öğrenilmiş iyimserliğe nasıl geçebilirizi detaylı anlatmıştım oradan ulaşabilirsiniz.

Önemli olan ilk başta söylediğim gibi potansiyelimizi ortaya çıkartmak için performansımızdan önce içsel parazitlerimizi çıkartmamız gerekiyor.

İÇSEL PARAZİTLERİ AŞMAK İÇİN NELER YAPMALIYIZ?

  • Zihin konuşmalarınız önemli! Yargılamadan, Zihinsel katılıklarımızı farkedip aksiyon almalıyız.
  • Zihinsel katılıktan zihinsel esnekliğe geçiş yapmalıyız. Sadece siyah veya beyaz demek yerinde gri alanlar yaratmalıyız.
  • Olumsuz zihin yapısından Olumlu zihin yapısına geçmek için çaba sarfetmeliyiz.
  • Gelecek için istemediklerimizi hayal etmektense İstediklerimizi hayal edelim! Vizyonlamanın gücüne inanın.

Açıkçası koşullar değişebilir, ortam değişebilir ama en önemlisi durum ne olursa olsun biz kendimizi ve değerlerimizi içte yaşatabiliyorsak istediğimiz kadar olumsuzluklarla karşılaşalım. Duygusal dayanıklılığını yüksek tutan kazanır diyorum:)

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.